5 Mart 2015 Perşembe

TÜRKÇESİ VARKEN!!!!!









                                              YABANCI KELİME NEDİR?

Bir dile yabancı bir dilden girmiş; ancak, daha o dilde benimsenmemiş olan kelime:

ÖRNEK:
Fr. animatör “sunucu, çizgi film yapımcısı”, deflasyon < Fr. deflation “durgunluk, para durgunluğu”, brifing (<İng. briefing “bilgilendirme”, best-seller “satış rekoru kıran kitap”, departman <Fr. departement, dipfriz < İng. deep-freeze “derin dondurucu”, ekoloji (<Fr. ecologi) “çevre bilimi”, fiktif < Fr. fictif “kurmaca”, franchising < İng. franchi-sing “isim hakkı”,




İşte Türkçe kelimelerin yerini alan yabancı kelimeler:  


start almak ------------başlamak
center ---------------merkez
relax olmak------------rahatlamak
e-maıl -------------e-posta
komünikasyon ----------iletişim
cv----------------- özgeçmiş
okey ---------------tamam
trend--------------- eğilim
spontane------------- kendiliğinden
link ---------------- bağlantı

exıt----------------- çıkış
check etmek------------ kontrol etmek
feedback-------------- geribildirim
full-tıme -------------- tam gün
koordinasyon----------- eşgüdüm
absürt--------------- saçma
adapte olmak----------- uyum sağlamak
laptop---------------dizüstü bilgisayar
provoke etmek----------kışkırtma

   
   
  NE YAPMALI?????

1. “Önce Türkçe!” sloganı kafalara ve gönüllere  
yerleştirilmeli, herkesi güzel Türkçe öğrenmeye ve kullanmaya özendirmeliyiz. 2. “Önce Türkçe!” konusunda bireysel ve toplumsal duyarlık, dil duygusu ve ana dili bilinci oluşturulmalıdır.

3. Özellikle aydın kesim, yabancı hayranlığı ile yabancı sözcük düşkünlüğünden kurtarılmalıdır.

4. Yabancı dil öğretimi ile yabancı dilde öğretimin çok farklı şeyler olduğu kafalara iyice yerleştirilmelidir.

5. Verimli bir yabancı dil öğretimi için, yüksek öğretim kurumlarında ilk yıl küçük gruplar hâlinde ve nitelikli okutmanlarla etkili bir “yabancı dil hazırlık sınıfı” uygulaması, daha sonraki yıllarda “meslekî yabancı dil” dersleri önemli bir çözüm yoludur. Ankara Üniversitesinin TÖMER kanalıyla yürütmekte olduğu hazırlık sınıfı uygulaması esas alınabilir.

6. Bütün öğretim kademelerinde Türkçe eğitiminin yeterince etkili, verimli yapılabilmesi için gerekli duyarlık ve özen gösterilmelidir. 

7. Çok kolay olmamakla birlikte dil gümrüğü uygulamasına bir an önce geçilmeli.

8. Dil alanında en etkili kesimlerin başında eğitimciler, öğretmenler geldiğini göz önünde tutarak, öncelikle Türkçe ve edebiyat öğretmenleri olmak üzere, bütün öğretmenlerin ana dili duyarlığı ve bilinci ile yetiştirilmelerine büyük önem verilmelidir.

9. 1930’lardan 1980’lere kadar yürürlükte olan 5237 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 21. maddesi, çeşitli işyerlerinin kapılarına asılacak levha ve tabelaların Türkçe olmasını şart koşuyordu.

10. Türkçenin yozlaşmaktan korunması ve kurtarılması için genel ve yasal bir düzenleme amacıyla hazırlanan “Türk Dilinin Kullanılmasına İlişkin Kanun” tasarısı, dil-anlatım ve konuya yaklaşım bakımından gerekli düzeltme ve düzenlemeler de yapılarak bir an önce yasalaşmalıdır.

11. Bir ülkenin kültürü ve dili tek başına ele alınamaz.

          NEDEN YANCI KELİME KULLANIYORUZ
 
        Dikkatsizlik
Türkçe’de karşılığı olan kelimeleri kullanmak konusundaki dikkatsizliktir. Herhangi bir yabancı kelimeyi çokça duyan veya yabancı dil öğrenmekte olan kişiler, aslında anadilde karşılığı olan yabancı kelimeleri kullanırlar.
 
    Anadildeki yetersizlik

İkincisi, konuşmalarında yabancı kelimeler kullanan birisi, ana dilini de iyi bilmiyor olabilir. Elimizde bulunan parçalı kumaşları birleştirip, sözgelimi masa örtüsü yaptığımız gibi, tam olarak bilmediğimiz iki dili de birleştirip derdimizi anlatmaya çalışabiliriz.
 
    Türkçe’nin zayıf düşürülmesi
 
Bir sebep de bugünlerde zayıf düşürülen Türkçemizdir. Sadeleştirme adına güdükleşen bir Türkçe’yle konuşuyoruz. Sözgelimi Türkçe’de tartışma diyoruz. “Babamla tartıştık” diyen birisinin babasıyla kavga mı ettiğini yoksa fikir alışverişi mi yaptığını anlamak mümkün değildir. Halbuki müzakere, münazara, münakaşa v.s gibi kelimeler sadeleşme kurbanı olmasalardı, bu kadar sıkıntı yaşamazdık. Oysa İngilizce’de nüans belirten bir yığın kelime vardır.
    
   Meslekî Terimlerin İngilizce olması

Dördüncüsü, bazı mesleki alanların başka ülkelerde doğmuş olmaları da, anadilimizi konuşurken yabancı kelimeler kullanmamıza sebep olurlar. Sözgelimi, internetle ilgili terimlerin İngilizce olması neredeyse kaçınılmazdır. Türkçeleştirmeye çalıştıkça da konu daha bir karışık hâl alıyor. Bu, durumda ne yapılabilir, uzun boylu bir şekilde tartışmak, müzakere etmek gerekiyor.
 
    Yabancılar da Türkçe kelimeler kullanırlar

Altıncı olarak, yabancılar Türkçe konuşurlarken yabancı kelimeler kullanabiliyorlar. Sözgelimi uygun kelimeyi bulamadıklarında, sizin İngilizce veya onların konuştuğu dili biliyor olmanızdan dolayı, kendi dillerinden bir kelimeyi kullanabiliyorlar. Bu, doğal bir davranıştır. Siz de o kelimenin Türkçe karşılığını vererek, onların Türkçe bilgilerinin gelişmesine yardımcı olursunuz.
   
       Hava atmak için

Yedinci olarak, bazı kişiler de, sahip oldukları poziyonu vurgulamak veya İngilizcelerinin (Fransızcalarının vs) çok iyi olduğunu, kendilerince, yansıtmak için, Türkçe konuşurken yabancı kelimeler kullanırlar. Anadilinizi konuşurken, başka bir dilden kelimeler veya kelimeler Türkçe olsa bile: "İnanmıyorum!", "Kendine iyi bak!" vs gibi yabancı dil kokan ifadeler kullanmak, kişinin o yabancı dili iyi bildiğinizi göstermez. Sadece kafasının karışık olduğunu gösterir!
   
        İngilizce Türkçe’den zengin midir?

Çok acıdır ki, bana “İngilizce, Türkçe’den daha zengin sanırım” diyen öğrencilerim olmuştur. Burada biraz haksız bir yargı da var: Bunu söyleyen öğrencilerimin bazıları aslında Türkçe’yi bilmemektedirler. Yani, fikir dünyaları bazı kavramları, kendi anadilinde öğrenmeye mecbur kalmamıştır. Kendi ana dilinde roman okumadan, yabancı dilde romanlar ya da metinler okuyunca, bazı kavramlarla önce yabancı dilde tanışmışlardır. Aslında ana dilinde de olan bu kavramların, İngilizce’nin veya başka bir dilin malı ve zenginliği olduğunu sanmaktadırlar.
 
 







1 yorum: